Neden İngilizce Öğrenmeliyim? – Dünya Liginde Oynamak

English concept with person holding a smartphone

Etrafımızda birçok arkadaşımız, aile bireylerimiz tanıdıklar ve niceleri sürekli birbirine tavsiye etmekteler: İngilizce Öğren.

“Peki neden?” sorusunu sorduğumuzda genelde cevap ” Tabii ki daha iyi bir işe girmek için!”, “Uluslararası bir şirkette çalışmak için!” oluyor. Özellikle bu tavsiye bir aile büyüğümüzden geliyorsa yönlendirme bu şekilde oluyor.

Halbuki güzel bir işe girmek için öyle fazla bir İngilizce bilmemize gerek yok. Kendimize güvenerek basit bir muhabbeti devam ettirecek, “Anladım, peki” diyecek kadar, kısacası CV’imize İngilizce: Çok İyi yazacak kadar bilsek yeter. İhtiyacımız kadarını zamanla zaten öğrenebiliriz.

Benim tavsiyem ise İngilizce’yi gerçekten öğrenin. Öğrenmekten kastım normal hayatta Türkçe yaptığınız herşeyi İngilizce rahatça yapacak kadar öğrenin. Mesela açıp bir gazete okuyacak, internetten kendi mesleğiniz veya ilgi alanınızla alakalı bir makaleyi okuyabilecek veya derin bir meseleyi İngilizce tartışabilecek kadar bilin.

Peki Neden? Madem tek neden işe girmek idi, girince de ihtiyacımız olan kadarını öğrenebilirdik. Neden bu kadar iyi İngilizce öğrenmeliyiz?

Çünkü buna gerçekten ihtiyacımız var.

Potansiyel Bilgi Çemberi

Hepimizin farkında olsak ya da olmasak da bir bilgi çemberi var. Bu bilgi çemberi bizim dimağımızı beslediğimiz kaynaklarla genişliyor. Önceleri sadece çevremizdeki tanıdıklarımız ve okuduğumuz kitaplar olan bu kaynak artık internet sayesinde sanal olarak dünyadaki bilgiye neredeyse her yerden kolayca ulaşabilmemizi sağladı ve bilgi çemberimiz her ne kadar uzandığımız kadar olsa da uzanabileceğimiz potansiyel çok arttı.

Peki bizim potansiyelimiz ne kadar? İnternetteki ulaşabileceğimiz ve anlayabileceğimiz bilgi kadar. Eğer sadece Türkçe biliyorsak sadece Türkçe bilenlerin ürettiği ya da İngilizce bilen Türkçe bilirlerin bizimle paylaşmayı tercih ettiği kadarına erişebilir ve gerçekten öğrenebiliriz. Kısacası Türk Liginde kalırız, Dünya Liginde oynayamayız.

Mesela internette benim ilk mesleğim olan İş Analizini ele alalım. Düşünün ki; ilk defa İş Analisti olarak işe başladınız ve bilinçli bir birey olarak işe dalmadan bir internet taraması yapayım dediniz. “Business Analysis” (İş Analizi) terimini google’da aradığımızda dönen sonuç sayısı 77.400.000.

Ulaşılan sonuç sayısı 77.400.000! Tabii bütün sonuçlar direk aradığımız şeyle ilişkili olmasa da alanının en iyilerinden içerik İngilizce bizlerle. Bu en iyi kişileri, bir İngiliz bir Amerikan olmak zorunda değil; maalesef en iyilerden biriyseniz İngilizce içerik üretiyorsunuz.

Peki, Türkçe sonuç sayısı kaç?  295.000. İngilizce sonuçların 262 de 1 ‘i ve bu sonuçlarda dönenler yine İngilizce kaynaklardan Türkçe’ye sızabilmiş olanlar. Elbet Türkiye’ye özgü güzel deneyimler de paylaşılmıştır, fakat bizi Türkiye Liginde en iyi bile yapamaz. Çünkü Türkiye’deki en iyiler de yine İngilizce kaynaklardan besleniyor.

Ne yapayım en iyi olmayı diyebiliriz. Kendi dar çemberimizde dar zihniyetimizle belli bir müddet komforlu bir şekilde yaşayabiliriz. Fakat dünya gittikçe küreselleşiyor ve bu dünyada artık kendi ligimizde oynama lüksümüz kalmıyor. Piyasa sürekli bir yarış; rekabet için artık dünyadan izole bir pistte koşamıyoruz. Dünyanın bütün bayağı işleri robotlara yaptırmaya doğru koştuğu bir devirde basit kalmak orta vadede finansal köleliği kabul etmek demektir. Eğer dünyada bir yer edinebilmek istiyorsak dünyanın cömertçe sunduğu İngilizce bilgiye erişmek, kendi alanımızda daha iyisi üretmek ve kendimiz önderlik etmeliyiz.

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s